25/8/2006 - electronica müzik festivali
Armin Van Buuren electronica müzik festivali kapsamında geçen hafta istanbuldaydı. ee o gelir de ben gitmem mi..gittim işte o günden hatıralar ....
sabah otobüsten iner inmez dooğru eyüp sultana gittim malum bir şehre gidince önce oranın manevi sultanından izin almalısınız..çocukluğumdan beri ölülerle aram hep iyi oldu. nedenini bilmiyorum ama önce onlar beni çocukluğumda bulmuşlardır, rüyalarımda ...eyüp sultan bunlardan biri değildi ama daha önceki ziyaretlerimde görüşme şansımız olmuştu hamdolsun.
gittim dediysem kıyafetim biraz enteresan tabii kendim gibi :)
ayağımda beach keten bir pantolon üzerimde ona çok yakın bir renkte yine keten bir kırışık gömlek ve her ikisi de açık renkli. saçlarım açık ve omuzumdan epeyce aşağıda. sakallarım ise bir sosyalisti veya bir koministi aratmayacak kadar kirli ve asla toplanmamış. kulaklarımda mp3 çalarımdan gelen hızlı bir müzik, tabii ki yine armin..gözlerimde koyu siyah güneş gözlükleri.. tip olarak neye benzediğimi hiç bilmiyorum ama herkes bana bir turistmişim gibi yaklaşıyor ve ben hiç birini iplemeden gidip abdestimi alıp tahıyyat-ül mescid namazı için içeri giriyorum.
sonra çıkınca ziyaret başlıyor. dua bahsinde anne ve babama dua etmeme izin verilmiyor, ki genelde böyle olur. büyüklerin huzurunda küçükler anılmaz edeb açısından daima böyle olur. dua bitince ben rabıtaya geçiyorum yaklaşık on dakikalık bir sohbetin ardından ayrılma iznimizi alıp tam ayrılırken bize söylenmesi unutulmuş bir şey için geri çağrılıyoruz. tam da o esnada benden oldukça geride bir türk ziyaretçi kafilesinden 13-14 yaşlarında tesettürlü bir kız çocuğu ile gözgöze geliyoruz.o kafilenin en arkasında ve yüksekçe bir yere çıkmış etrafı tamamen görebileceği bir noktadan bana doğru bakıyor ve benim ziyaretimdeki ciddiyeti yakaladığını gösteren bir dikkati sezinliyorum o bir saniyelik bakışta...
kız benim ona olan biteni anlatmam gerektiğini veya ona açıklamam gerektiğini de îma eden bir bakışla bakıyor aynı zamanda. sanki bana şöyle soruyor "sen kimsin ve bu kılık kıyafet ne (kadar güzel) ? yok yok olamaz senin bir özelliğin var, olmalı yoksa kimse senin gibi ziyaret etmiyor ve sensanki onunla konuşuyor gibisin bu nasıl oluyor? bunu bana açıkla ... yok yok açıklamana gerek yok ..aslında biliyorum. sen o eski çağlardan kalmış kişilerdn birisin değil mi ? burada yatana ne kadar yakın olduğun anlaşılıyor, duruşundaki rahat ve edepten belli oluyor ...iyi ama sen kimsin ? veya ne ?
o küçük ve zehir gibi bir zekaya sahip kız, sadece koca avluda o kız çocuğu beni yakalıyor, bir tek o yakalıyor...işte istidât, işte yetenek..bana binlerce soruyu sığdıran o bir saniyelik bakışmanın ardından ben türbeye doğru dönüyorum son sözü dinlemek için..bize söylenmesi gerekn söyleniyor ve ben yönümü direk kızdan yana döndürürken gözlerimden güneş gözlüklerini kaldırıyorum ki onu çıplak gözle göreyim.. o siyah ve zehir gibi bakan gözlerle bir daha göz göze gelebilmek için.
hafifçe dönüyorum gözgöze geliyoruz, içinde yüzyıllara sığmayan bir tanıdıklık taşıyan sevgilinin gözlerine bakıyorum. o anda onun da içinde bulunduğu kafile çekim yapıyorlar ve kamera ona doğru dönüyor ama o yüzüne döndürülen kameraya bir saniyeliğine bile iltifat etmiyor bakışlarıyla ve gözlerini gözlerimden ayırmadan bakışıyoruz. benim içimde yol alıyor bunu hissediyorum ve dingin bir yanıt verirken başkalarına sezdirmemesi gerektiğini de ima ediyorum o müstesnâ kıza..bakışlarıyla onaylıyor beni. bu ikimizin arasında kalacak anlıyor ve rahatlıyorum ve ağır adımlarla türbeden ayrılıyorum beni biraz daha izlesin için çünkü o bunu istiyor biliyorum ve onu kırmıyorum tabii..
topkapı ve diğer ziyaretlerden sonra gece yarısına doğru burc beach i binbir zahmetle buluyorum. ayakkabılarım ayağımı vurmuş kanıyor topuklarım fakat ne gam. bileti izmirden aldığım için rahatça giriyorum...
biraz kumsala uzandıktan sonra 1-1,5 saat kadar dansediyorum.. sonra enerjimi armine saklamak için yeniden kumsala uzanırken uyuyakalmışım
saat üçte uyanıyorum ve işte orda sahnede ...2_30 da çıkacaktı sahneye yarım saati kaçırmışım. izmirden gelen kız ve oğlan arkadaşlara bakınırken müzik beni koparıyor...yeniden başlıyorum dionysos'u kutsamaya ve dansediyorken onları görüyorum..bunlar salak yaaa... sanki sezen aksu yu dinlemeye gelmişler birbirlerine sarılmış hafif hafif sallanıyorlar..sonra beni görüyorlar ve yanıma yanaşıyorlar ama benim umurumda değil..yine bir saate yakın dansettikten sonra gurubun salaklığı beni sıkıyor ve yeniden kumsala gidip yalnız başıma dansetmeye devam ediyorum..erkekleri uyumuş bir kaç kız yanıma gelip benimle dansediyor..ben onlar yokmuş gibi aynı ahenkle dansetmeye devam ediyorum. doğrusu olmaları pek bir şeyi değiştirmiyor. yaklaşık yarım saatten sonra yeniden sahnenin önüne gidiyorum ve biraz sonra konser bitiyor..
arabalara binip ayrılıyoruz bu konserin cd sini nasıl bulurum diye düşünerek izmir arabasına biniyorum sabah ve izmirdeyim..
o kızı ne çok da özlüyorum şimdi, ne çok...
asıl sen kimdin küçük kız ? nasıl yakaladın beni ? nasıl ?
|