anlam yolcusu

16/9/2007 - cumartesi

günahları saklanmış bir cumartesinin

kirli, kör aynalarında

akşam ve ramazan

aylarında

ramazan ve akşam

 

olsun be

 

olsun

 

...

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/9/2007 - ...

 

 

belki bi anahtar olup çıkar gelirim

          ne dersin ?

 

         

hatırladığın kadar yakınsın zaten

kelimeler değişir

biz değişmeyiz

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/9/2007 - anlak'a

-aynı şiiri defalarca yayınlamanın anlak'ına-

 

sokaklarda yürümek, harap lağımlardan akan

kaçınmak için atladığınız eski binalar üzerine yıkılacağı için

sizi yargılayan ve cezalandıran eski yüzler

eski kapalı dükkanlar,

kapalı marketler,

sinemalar, kapalı parklar..kapalı cafeler

bazen tozlu işaretler gösterir, haklı nedenler sunar:

'YENİLENMEK İÇİN KAPALIDIR'

'TAMİRAT İÇİN KAPALI'

Ne çeşit tamir?

Bu sözde yenilenme ne zaman bitecek?

sonunda ne zaman başlayacaklar?

Kapalı.. Kapalı... Kapalı..

Her şey kapalı...


 

 


Geliyorum, sayısız kilidi açıp merdivenleri tırmanıyorum.

İşte orada, beni bekliyor

üzerimdekileri çıkarıp, onun tozlu, soğuk şekline bakıyorum

tozunu temizleyip onu okşuyorum elimle özenlice, arkasını

üzerini, kenarlarını temizliyorum.

Onun karşısında umutsuz ve mutlu hissediyorum

elimi tuşların üzerinde gezdiriyorum ve birden başlıyor hafif sesle

müzik başlıyor

yavaşça,

sonra hızlanıyor

şehri dolaşıyorum duvarlar, ağaçlar, sokaklar, katedraller

yüzler ve plajlar..

hücreler,

minik hücreler, büyük hücreler

yıldızlı geceler, çıplak ayaklar, ağaçlar, bulutlar..

yüzlerce, milyonlarca kuş

bir iskemle, tırmanılacak bir ağaç

hepsi çağrıma cevap veriyor,

hepsi bana geliyor

duvarlar kalkıyor, çatı kaybolıyor ve özgürce yüzüyorsun

kaybolmuşcasına yüzüyorsun

yukarılara kaldırılıyorsun

taşınmış, ölümsüzleştirilmiş, kurtarılmış

müzik sürekli çalıyor..

 

Ben her zamanki kızgın ve yalnız çocuğum

bu sizi;

bu kızgın çocuğu her zaman aşağılamaya yöneltiyor,

uyarıyorum;

kafama yanlışlıkla vursanız bile

cüzdanınızı çalma fırsatını kullanacağım.


Ben her zamanın çocuğuyum, yakındaki terör

cüzam, pireler görünmeden önce

saldırılar ve yakındaki suçlardan.


Ben iğrenç bir çocuğum

mukavvadan ev yapıp bekleyen,

eminim bana eşlik edeceksiniz

...

 

Before Night Falls/Karanlıktan önce: dvd; Reinaldo Arenas'ın yaşam öyküsü...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/9/2006 - ...ben bilmiyorum bile ..!

...

ben hiç bir kadın(ım)a veda etmedim etmem de ...

 

ellerim acıyla ve kanla yoğrulmuştur. doğru

 

ve hakedene ölümü getirmede de ustadırlar

 

gerek zâhir gerek bâtın, üç-

 

ölümü bilmiyorum oysa "o" olmak

 

bana ne denli yakın ve ne kadar uzak

 

sadece gözlerimi istiyorsun

 

onların öpücüğü boğunç hissi vermezdi oysa;

 

dudağım ve dilim bazen zehirlenir

 

ancak bu senin kendi kokundandır

 

ki; seni öpüyorsam eğer

 

sen kendi kokunda boğuluyorsundur

 

ölümü getirmede usta ellerim, hayat sunmada da ustadır

 

...

 

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/8/2006 - electronica müzik festivali

Armin Van Buuren electronica müzik festivali kapsamında geçen hafta istanbuldaydı. ee o gelir de ben gitmem mi..gittim işte o günden hatıralar ....

 

sabah otobüsten iner inmez dooğru eyüp sultana gittim malum bir şehre gidince önce oranın manevi sultanından izin almalısınız..çocukluğumdan beri ölülerle aram hep iyi oldu. nedenini bilmiyorum ama önce onlar beni çocukluğumda bulmuşlardır, rüyalarımda ...eyüp sultan bunlardan biri değildi ama daha önceki ziyaretlerimde görüşme şansımız olmuştu hamdolsun.

 

gittim dediysem kıyafetim biraz enteresan tabii kendim gibi :)

ayağımda beach keten bir pantolon üzerimde ona çok yakın bir renkte yine keten bir kırışık gömlek ve her ikisi de açık renkli. saçlarım açık ve omuzumdan epeyce aşağıda. sakallarım ise bir sosyalisti veya bir koministi aratmayacak kadar kirli ve asla toplanmamış. kulaklarımda mp3 çalarımdan gelen hızlı bir müzik, tabii ki yine armin..gözlerimde koyu siyah güneş gözlükleri.. tip olarak neye benzediğimi hiç bilmiyorum ama herkes bana bir turistmişim gibi yaklaşıyor ve ben hiç birini iplemeden gidip abdestimi alıp tahıyyat-ül mescid namazı için içeri giriyorum.

 

sonra çıkınca ziyaret başlıyor. dua bahsinde anne ve babama dua etmeme izin verilmiyor, ki genelde böyle olur. büyüklerin huzurunda küçükler anılmaz edeb açısından daima böyle olur. dua bitince ben rabıtaya geçiyorum yaklaşık on dakikalık bir sohbetin ardından ayrılma iznimizi alıp tam ayrılırken bize söylenmesi unutulmuş bir şey için geri çağrılıyoruz. tam da o esnada benden oldukça geride bir türk ziyaretçi kafilesinden 13-14 yaşlarında tesettürlü bir kız çocuğu ile gözgöze geliyoruz.o kafilenin en arkasında ve yüksekçe bir yere çıkmış etrafı tamamen görebileceği bir noktadan bana doğru bakıyor ve benim ziyaretimdeki ciddiyeti yakaladığını gösteren bir dikkati sezinliyorum o bir saniyelik bakışta...

kız benim ona olan biteni anlatmam gerektiğini veya ona açıklamam gerektiğini de îma eden bir bakışla bakıyor aynı zamanda. sanki bana şöyle soruyor "sen kimsin ve bu kılık kıyafet ne (kadar güzel) ? yok yok olamaz senin bir özelliğin var, olmalı yoksa kimse senin gibi ziyaret etmiyor ve sensanki onunla konuşuyor gibisin bu nasıl oluyor? bunu bana açıkla ... yok yok açıklamana gerek yok ..aslında biliyorum. sen o eski çağlardan kalmış kişilerdn birisin değil mi ? burada yatana ne kadar yakın olduğun anlaşılıyor, duruşundaki rahat ve edepten belli oluyor ...iyi ama sen kimsin ? veya ne ?

 

o küçük ve zehir gibi bir zekaya sahip kız, sadece koca avluda o kız çocuğu beni yakalıyor, bir tek o yakalıyor...işte istidât, işte yetenek..bana binlerce soruyu sığdıran o bir saniyelik bakışmanın ardından ben türbeye doğru dönüyorum son sözü dinlemek için..bize söylenmesi gerekn söyleniyor ve ben yönümü direk kızdan yana döndürürken gözlerimden güneş gözlüklerini kaldırıyorum ki onu çıplak gözle göreyim.. o siyah ve zehir gibi bakan gözlerle bir daha göz göze gelebilmek için.

hafifçe dönüyorum gözgöze geliyoruz, içinde yüzyıllara sığmayan bir tanıdıklık taşıyan sevgilinin gözlerine bakıyorum. o anda onun da içinde bulunduğu kafile çekim yapıyorlar ve kamera ona doğru dönüyor ama o yüzüne döndürülen kameraya bir saniyeliğine bile iltifat etmiyor bakışlarıyla ve gözlerini gözlerimden ayırmadan bakışıyoruz. benim içimde yol alıyor bunu hissediyorum ve dingin bir yanıt verirken başkalarına sezdirmemesi gerektiğini de ima ediyorum o müstesnâ kıza..bakışlarıyla onaylıyor beni. bu ikimizin arasında kalacak anlıyor ve rahatlıyorum ve ağır adımlarla türbeden ayrılıyorum beni biraz daha izlesin için çünkü o bunu istiyor biliyorum ve onu kırmıyorum tabii..

 

topkapı ve diğer ziyaretlerden sonra gece yarısına doğru burc beach i binbir zahmetle buluyorum. ayakkabılarım ayağımı vurmuş kanıyor topuklarım fakat ne gam. bileti izmirden aldığım için rahatça giriyorum...

 biraz kumsala uzandıktan sonra 1-1,5 saat kadar dansediyorum.. sonra enerjimi armine saklamak için yeniden kumsala uzanırken uyuyakalmışım

saat üçte uyanıyorum ve işte orda sahnede ...2_30 da çıkacaktı sahneye yarım saati kaçırmışım. izmirden gelen kız ve oğlan arkadaşlara bakınırken müzik beni koparıyor...yeniden başlıyorum dionysos'u kutsamaya ve dansediyorken onları görüyorum..bunlar salak yaaa... sanki sezen aksu yu dinlemeye gelmişler birbirlerine sarılmış hafif hafif sallanıyorlar..sonra beni görüyorlar ve yanıma yanaşıyorlar ama benim umurumda değil..yine bir saate yakın dansettikten sonra gurubun salaklığı beni sıkıyor ve yeniden kumsala gidip yalnız başıma dansetmeye devam ediyorum..erkekleri uyumuş bir kaç kız yanıma gelip benimle dansediyor..ben onlar yokmuş gibi aynı ahenkle dansetmeye devam ediyorum. doğrusu olmaları pek bir şeyi değiştirmiyor. yaklaşık yarım saatten sonra yeniden sahnenin önüne gidiyorum ve biraz sonra konser bitiyor..

 

arabalara binip ayrılıyoruz bu konserin cd sini nasıl bulurum diye düşünerek izmir arabasına biniyorum sabah ve izmirdeyim..

 

o kızı ne çok da özlüyorum şimdi, ne çok...

 

asıl sen kimdin küçük kız ? nasıl yakaladın beni ? nasıl ?

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

anlam'dan sözetmek istiyorum... biraz kül biraz duman o benim işte diyen şairden değil yalnızca anlam'ın anlamında anlam'ın 'ben'inden de değil, anlam'ın bizzat 'kendi'nden sözetmek istiyorum.. bir şehvet çocuğu olarak yaratılmış et,kan ve kemiklerimizden değil yalnızca cân'dan ve cânların cânından bir nefhâ olan anlam'dan mevlâna gibi pergel olmadan, yunus gibi dolmadan nebiler gibi kovalanmadan sözedebilir miyim anlam'dan ... bilmiyorum bunu ve bilme'nin ne menem bir engel olduğunu bil

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

    Arkadaşlarım

    ahfa
    magissa
    mihmanhane
    askzede